Ekim 13, 2013

rayına otur

yazmak olayının rayını tutturamamış gibi bir görüntüden bahsetmek mümkün.. rayına otur! hayat... standart çizgisinde seyret biraz. hayatı trend çıkışlarından arınmış yaklaşık doğru sayılabilecek bir grafiğe oturtabilsek ne âlâ sayılacak bir bilsen..

sabahın dengesizliğine gelip uyku git-gellerinde görülen parça pörçük rüyalardan akılda kalan sayılar neye yorulsa gerek? (77-65-13)

"Sen cennete gidince,
cennet daha güzel bir yer olacak."

sayın sevgili Murat Menteş'in kaleme almış olduğu bu satırlar kim bilir kimlerde nasıl anlamlar buldu da bende nasıl anlam bulmuş...?
-cennet bizi kabul görmedi sayın Menteş...

vesselam dünden kalan gelişi güzel gidişi kalbe zarar, ruhu yorar birkaç dizeye geldim... geldim geçiyorum..

korkma geceden... sabahı bulur.
susuzluktan kork
her yudumda çöle çıkaran musluktan...
bir damla suya
çölü yeğlemekten kork!

Ekim 12, 2013

uyku ağır bastığı

gerçek anlamda gözlerim yarı kapalı.. şimdiden olası sürç-ü lisan için affola. bu girişin üzerine günün çeşitli mevzularına değine durmaktan alamazdım kendimi.. şimdi ise aklımda uçuşan onca şey arasında havadan yakalayabildiğim kelime sayısınca cümleler kurabilir görünüyorum...

Ahmed Arif şiiri yok mudur hani? -vardır tabi.. ne de güzel vardır. aradan yıl geçer, üzerine tekrar okurum... sonra bir yıl daha geçmesi üzerine bir kenara ayıradururum.

"bu, ne ayıp, ne de yasak,
öylece bir gerçek, kendi halinde,
belki, yaşamama sebep...

evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. 
hani, kurşun sıksan geçmez geceden, 
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir - zıkkım cıgaram. 
gene bir cehennem var yastığımda, 
gel artık..."

Ahmed Arif 


 ve evet sabahın körüne kadar çöl susuzluğu olur bak! kulak ver! çok su içtiği dikkat çeker sevgili edinmeden birkaç kez düşünmeyi düşün.. sonra üzerine birkaç kez düşün bi' ..ufak bir ayrılık ihtimali çarparsa yüzüne dahi dur de! sonra zaman alehe işler ayrı düşersin... ve bir gece aklına düşer susuz kalırsın; her yudumda çöle düşersin... susuz kalmayı yeğlersin..

Ekim 11, 2013



geceyle başlayıp sabaha sarkan bir kısım satırlar içerir olduk.. umudumuzun sabahlara sarktığı nice gecelere..


"o olmayanlara ad veriyorum.
sonra aramızda konuşuyorduk.
nereden geliyorsun?
çok uzaklardan.
nereye gidiyorsun?
bu ne yorucu yolculuk!
sözcüklerin, renklerin, biçimlerin yolculuğu elbet
yorucu olacak.
direniyorum..
hep direndim.
bunu belli etmesem de.
boş sayfalar önünde hep direndim.."


Ferit Edgü




Ekim 10, 2013

merhaba iki

yazmak fikrinin seyrinde ne kadar daha gidebilirdim bilmeyerek... sonunda kendimi burada buldum. yalnız bu kez bir istikrar sağlanmalı... rota olmalı... evet evet karanlık da olmalı; zira yazılanlar ayyuka savrulan ucuz faytaları bize kalanların... başka bir nüshası olmamalı mesela; ne yazılacaksa burada olmalı...

öyle düşünüyorum ki gecenin belli belirsiz bu vakitlerinde aktarıladurulabilir birkaç satır halinde. ve hiçbir yazın başında, sonunda ya da herhangi bir yerinde kendimden bahsetme durumu olmadı. bir 'hakkında' köşesi buyurmayı düşünmedim bile.. halen daha düşünür değilim.. yine gelişi güzel gidişi zarar(ruha) satırlar sarf etme eğiliminde olmuş olurum korkarım.. bu satırlar ki şüphesiz boşluğa, karanlığa, zamana, karşılığı olmaya bir 'sen'e ithaf olarak vs. buluncaktır.

şu an itibariyle zamana eşlik eden ve klavye odağında dahi kulağımı almadığım parçayı da aktarmadan geçmiş olmak istemiyorum.. ki zamana haksızlık etmiş olurum...

defalarca kez; Nurettin Rençber - Söyle Sunam


Ekim 01, 2011

yine

11.37 / 01.10.11

bütün ihtimalleri altüst ederek birden sabahıma doğuşun yok mu hani ..yine ..yeniden ..yaşamadığımın anısını canladırarak gözlerimde.
 ..ve bana yaşattığın kaçıncı film şeridi tekrarı bu bilmiyorum hayatımın gectiği gözlerimden.. başrolde sen..

örs

05.17 / 01.10.11 

farkının farksızlaştığını gördükçe benden çaldığın nefesle bulduğun huzurda boğuluşlarına tanık olmak istemeyecğim kadar hissiz olacağım sana ..bir okadar duyarsıız... .! ..sen seni bilrsin,.. beni karıştırma işte gözlerine.. gözlerini sözlerimsiz kılmak hala cok kolay oluyor sayılmaz...


..ve sen geldiğinde bütün ihtimallerin üstüne.... nasıl mı hissediyormm?? ..bir örsün agırlığında gökyüzünden bırakılmışken bulutlarına tutunabilmiş gibi hafif.. bir martının kanadından kurtulmuş bir martı kadar özgür bir tüy gibi hür.. bulutlarından rüzgarına bırakarak kendini bütün risklerin yanısıra.. vazgeçmeyi göze alamayacağım hiçbir şey yokmuşçasına her şeyden varzgeçmiş gibi......
sonra mesela.. yarım kalan cümlelerimin sonunda sen varmışsın gibi... ardınsıra bana nefes almak tanıyarak[...] ...nefes almak isteyen varmış gibi sanki..  ..nefes alıyormuş gibi hissediyorum.

ihtimal

02.19 / 01.10.11

 "ewt şimdilik :):) ama olabilme ihtimalini düşünmekte güzel ;)"
cevabıyla başlayan bir ihtimal.. boşluğunu doldurmak değil ..başka bir kalp odacığında yaşadığını hissetme ihtimali...
doğan güneşin ardında doğmayan bir güneşi görmek gibi.. doğan bi güneşin olmadığı zifiri karanlık bi gecede...


02.24
ben o an sarhoştum işte.. gözlerine baktığımda ..şimdi değil..
bunun anlattıklarını anlayan bir çift göz olsa aşktan alamazdı kendini.. sarhoşluğumda...

20.29
peki gözlerin.. onlar ne renkti? .. gözlerinin kahvesinden esirgeyen adiliklere tekrar maruz kalma ihtimalini kaldırabilir miyim?? bilmiyorum...

02.39
tüm samimiyetimle gözlerine yaptığım bu itiraf çoğu zaman kendime bile tekrarlamayacağım bir cümledir 'inanıp inanmamak sana kalmış'... şimdi kulaklarımda yankılanan bu parçaya rağmen.. | haluk levent - bir yarim olsun isterdim |

02.45
"daha yeni tanıyorum seni ilk baştan böyle şeyleri duymak beni şaşırtıyo sadece"
bu cevabı mazur karşılamak ne kadar doğruysa bu boşlukta gözlerine tutunmanın sahoşluğunu
yaşamak da o kadar mazur karşılanmalı değil mi..?

02.58
ve trajikomik birkaç durumun ardından ..ve şaşkınlık ifadeleri ardı sıra ..ve güzel bakan iki çift gözün birbirine değmesinden sonra...